ayak bileği

n. ankle, tarsus, talus
* * *
1. ankle 2. tarsal

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • ayak bileği — is., anat. Baldır kemikleriyle tarak kemikleri arasında bulunan ve yedi kemikten oluşan ayağın arka bölümü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ayak — is., ğı, anat. 1) Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü 2) Bacak 3) Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri İskemlenin bir ayağı kırık. Bu köprünün dört ayağı var. 4) Vücudun… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • RUSG-ÜL KADEM — Ayak bileği …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • bilek — is., ği 1) Elle kolun, ayakla bacağın birleştiği bölüm Sonra bileğini avucumun içine alarak nabzını sayıyorum. R. N. Güntekin 2) mec. Güç, kuvvet Birleşik Sözler bilek damarı bilek güreşi bilek saati demir bilek ayak bileği …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • incik — is., ği, anat. 1) Baldır 2) hlk. Bazı bölgelerde diz, ayak bileği, baldır veya kaval kemikleri Birleşik Sözler incik boncuk incik kemiği incik yahnisi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çıkmak — den, ar 1) İçeriden dışarıya varmak, gitmek Ortalık ağarırken bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık. F. R. Atay 2) nsz Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı. Atatürk 3) nsz Bir meslek… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.